Türkiye Cumhuriyeti

BM Viyana Daimi Temsilciliği

Bilgi Notları

Uluslararası Kuruluşlarla İkili İlişkiler, 24.01.2017

ULUSLARARASI KURULUŞLARLA İKİLİ İLİŞKİLER

 

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA):

 

Türkiye, 1957 yılında tüzüğünü (IAEA Statute) onaylamak suretiyle UAEA’na üye olan ilk grup ülke arasında yer almıştır.

 

Ülkemiz, 14-18 Eylül 2015 tarihlerinde düzenlenen 59. Genel Konferansı’nda UAEA Yönetim Kurulu’na 2 yıllık bir dönem için seçilmiştir. Bu gelişmeyle, ülkemizin Ajans’ın karar alma mekanizmalarındaki yetki ve sorumlulukları artmıştır.

 

Ajans, ülkemizin bilimsel ve teknik alanda etkileşimde bulunduğu ve önemli faydalar sağladığı uluslararası kuruluşlar arasında bulunmaktadır. UAEA’yla ülkemiz arasındaki yakın işbirliği, nükleer enerji programımızdaki gelişmelerle bağlantılı olarak ilerlemeyi sürdürmektedir. İşbirliğimiz, ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda özellikle nükleer altyapı geliştirme alanında yoğunlaşmıştır. Ayrıca, radyasyon güvenliği, nükleer teknoloji uygulamaları, atık güvenliği, nükleer tıp, kalite kontrol, nükleer güvenlik, nükleer doğrulama gibi konularda Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarımızın temsilcileri Ajans’ın düzenlediği eğitim kursu, teknik toplantı, konferans, sempozyum veya bilimsel gezilere Ajans desteğiyle katılmışlardır.

 
Ajansta muhtelif görevlerde toplam 17 vatandaşımız görev yapmaktadır.

 

Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması (CTBT):

 

Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması (CTBT), Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) ile birlikte nükleer silahların yayılmasının önlenmesi amacıyla ortaya konulmuş önemli bir girişimdir. 1996 yılından bu yana imzaya açık olan CTBT, dünya üzerinde her türlü nükleer denemeyi yasaklayarak yeni nükleer silahların üretilmesini ve mevcut silahların geliştirilmesini engellemeyi amaçlamaktadır. 

Antlaşma hükümleri uyarınca CTBT’nin yürürlüğe girmesi için, CTBT’nin müzakerelerine katılmış ve Antlaşma tarihinde nükleer reaktöre veya nükleer araştırma reaktörüne sahip 44 ülkenin (Antlaşmada “Annex 2” ülkeleri olarak zikredilmektedir) hepsinin Antlaşmayı onaylaması gerekmektedir.

 

Hâlihazırda “Annex 2” ülkelerinden sekizi (Kuzey Kore, Mısır, İran, İsrail, Hindistan, Pakistan, ÇHC ve ABD) ya hiç imzalamadıkları ya da onay süreçlerini tamamlamadıkları cihetle imzaya açılışından bu yana 20 yılı geride bırakan CTBT henüz yürürlüğe girmemiştir.

 

“Annex 2” ülkeleri arasında yer alan ve ulusal düzeydeki onay sürecini 2000 yılında tamamlayan ülkemiz, CTBT’nin yürürlüğe girmesini teminen sürdürülen çalışmaları desteklemekte ve bu alanda uluslararası platformalarda yürütülen çabalara aktif katkı sağlamaktadır. CTBT’nin yürürlüğe girmesinin hızlandırılması amacıyla Antlaşmanın yürürlüğe girişe dair hükümleri içeren XIV. Maddesine atıfla iki yılda bir düzenlenen XIV. Madde Konferansları da ülkemizce desteklenmekte ve mümkün olduğunca üst düzeyde katılım sağlanmasına gayret edilmektedir.

 

Teknik boyutta, CTBT’nin doğrulama rejimi uyarınca faaliyet gösteren Uluslararası İzleme Sistemi (IMS) çerçevesinde birincil sismik (“primary seismic”) istasyonlar arasında Ankara’daki Belbaşı-Keskin Sismik İstasyonu da yer almaktadır. Öte yandan ülkemiz, Hazırlık Komisyonu ve alt organları çerçevesinde yürütülen gerek siyasi, gerek teknik mahiyetli toplantılara aktif olarak katkı sağlamaktadır. Nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik uluslararası çabalara verdiğimiz destek ve bu alanda izlediğimiz ilkeli siyaset, Hazırlık Komisyonu içinde ülkemize saygın bir konum kazandırmaktadır.

 

Türkiye, örgütün olağan bütçesine yaptığı kaydadeğer maddi katkının yanısıra, gelişmekte olan ülkelerden uzmanların teknik düzeyli toplantılara katılımını desteklemeye yönelik projeye gönüllü katkıda bulunmayı sürdürmektedir.
 

Balistik Füze Yayılmasına Karşı Lahey Davranış İlkeleri Rehberi (HCOC):

 

Türkiye, oluşumundan bu yana HCOC’a taraf olmak suretiyle, silahsızlanma, silahların kontrolü ve yayılmasının önlenmesi konusundaki yerleşmiş politikasını bir kez daha ortaya koymuş bulunmaktadır. Ülkemiz, HCOC’a taraf ülkelerin sayısının arttırılması için çaba a sarf etmekte ve bu çerçevede, ikili ilişkiler meyanında uygun vesilelerle ilgili ülkelere bu yönde telkinlerde bulunulmaktadır. Ülkemiz HCOC çerçevesinde olağan yıllık bildirimlerini zamanlıca yapmaktadır.

 

Nükleer Tedarikçiler Grubu (NSG):

 

Ülkemizin NSG konularına yaklaşımının genel çerçevesini, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine verdiğimiz önem ile bu bağlamda üzerinde önemle durduğumuz şeffaflık ilkesi belirlemektedir. Ülkemiz açısından NSG’nin en önemli fonksiyonlarından biri, üye ülkeler arasındaki bilgi değişimidir. Ülkemizdeki nükleer sanayi ve teknoloji altyapısının mevcut seviyesi, NSG gündemindeki konulara yönelik ticari mülahazalarımızın, askeri, siyasi ve stratejik önceliklerimize kıyasla şimdilik daha geri planda yer almasına yol açmaktadır. Bununla birlikte, NSG politikamızın belirlenmesinde ilgili kurumlarımız arasında düzenli bir danışma süreci yürütülmektedir.

 

Zangger Komitesi (ZK):

 

ZK konularına yaklaşımımızda, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) tarafından kurulan küresel rejimin muhafazası ve güçlendirilmesine önem verilmekte ve ZK gündemi öncelikle bu açıdan değerlendirilmektedir. Yıllık bildirimlerimiz her yıl düzenli olarak ZK Sekretaryası’na sunulmaktadır. Ülkemizin ZK üyeliğinden kaynaklanan ihracat kontrol yükümlülüklerini yerine getirmekte herhangi bir sıkıntısı bulunmamaktadır.

 

Wassenaar Düzenlemesi (WA):

 

1996 yılında kurulan ve halen 41 üyesi bulunan Wassenaar Düzenlemesi’nin (WA) amacı, konvansiyonel silahlar ile çift kullanımlı malzeme ve teknoloji transferlerinin kontrol altında tutulmasını sağlamak ve istikrarsızlığa yol açan birikimler elde edilmesini önlemek suretiyle uluslararası güvenlik ve istikrara katkıda bulunmaktır. Bu çerçevede WA üyesi ülkeler mevcut kontrol listelerinde yer alan malzeme ve teknolojinin uluslararası transferini sıkı bir denetim altında tutmakta, WA-dışı ülkelere gerçekleştirilen transferleri de diğer üyelere bildirme yükümlülüğü altında bulunmaktadırlar.

 

Komşu bulunduğumuz bölgelerin taşıdığı istikrarsızlık riski gözönünde bulundurularak ve bu bölgelere yönelik silah ve silah yapımında kullanılan malzeme ve teknolojilerin takibi dikkate alınarak, konvansiyonel silahların ve silah yapımında kullanılan malzeme ve teknolojilerin kontrolü yönünde WA tarafından yürütülmekte olan çalışmalara önem atfedilmektedir.

 

Kurucu üyelerinden biri olduğumuz WA’nın çalışmalarına aktif ve nitelikli katkıda bulunulmasına özen gösterilmektedir. WA tarafından gerçekleştirilen tüm resmi ve gayrıresmi toplantılara katılım sağlanarak, çeşitli gündem maddelerine ilişkin ülkemizin görüş ve değerlendirmelerimizin kayda geçirilmesine önem atfedilmektedir. Bu süreçte gerek WA’nın temel organları olarak görev yapan Genel Kurul, Genel Çalışma Grubu ve Uzmanlar Grubu’nun rotasyon usulüyle belirlenen başkanlarıyla, gerek WA Sekretaryası ile her seviyede olumlu işbirliği sürdürülmektedir.

 

BM Sınai Kalkınma Örgütü (UNIDO):

 

UNIDO, ülkemizin gelişme yolunda önemli merhaleler kaydettiği sanayileşme alanında, başta Afrika’dakiler olmak üzere gelişmekte olan ülkeler nezdindeki profilinin yükseltilmesine olumlu katkılar sağlayan bir BM örgütüdür.


UNIDO Türkiye Ofisi 1967 yılında faaliyete geçmiştir. Türkiye’nin bölgede daha aktif rol almasının ve donör ülke konumuna gelmesinin de etkisiyle anılan Ofis, 2000 yılında Hükümetimiz ile UNIDO arasında yapılan yeni bir anlaşma ile UNIDO Bölgesel İşbirliği Merkezi olarak faaliyetlerini sürdürmeye başlamıştır. Anılan Ofisin tüm masrafları ülkemizce karşılanmakta olup her yıl Ofise 200 bin Dolarlık mali kaynak aktarılmaktadır.

 

Türkiye, UNIDO’da “yükselen donör” ülkeler arasında yer almaktadır. Ülkemiz UNIDO ile işbirliği halinde bölge ve bölge dışı ülkelerin katılımcılarına yönelik çalıştaylara evsahipliği yapmakta, teknik bilgi birikimini UNIDO kanalıyla bu ülkelerle paylaşmaktadır. Son yıllarda UNIDO ile işbirliğimiz çeşitlenmiştir. UNIDO, ülkemizi bölge ülkelerine yönelik sanayi geliştirme çalışmalarında bir üs olarak görmekte ve bu yönde işbirliğini güçlendirmek istemektedir. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı  (TİKA) ile UNIDO arasında 2004 yılından bu yana sürdürülmekte olan işbirliği faaliyetleri, 2008 yılında dönemin UNIDO eski Genel Direktörü Kandeh K. Yumkela’nın İstanbul’u ziyareti sırasında imzalanan bir işbirliği anlaşması ile hukuki zemine oturtulmuştur. Sözkonusu işbirliği anlaşmasının hükümleri uyarınca işbirliği alanlarının düzenli gözden geçirilmesi anlayışından hareketle, UNIDO ile TİKA arasında 25 Kasım 2016 tarihinde bir Mutabakat Muhtırası imzalanmıştır. UNIDO’nun 50. Yıldönümü kutlama etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen imza töreni vesilesiyle işbirliği olanaklarının daha da geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi yönünde karşılıklı anlayış birliğine varılmıştır.

 

Ülkemizdeki ilgili kurumlar ve UNIDO arasındaki temaslar çeşitli düzeylerde devam etmekte, ilgili kurumlarımızdan yetkililer UNIDO’nun toplantı ve aktivitelerine iştirak etmektedir. Bu kapsamda, İstanbul Ticaret Odası (İTO) ile UNIDO arasında imzalanan bir protokol ile İTO bünyesinde özel bir statüde (Associate Office) kurulan “Yatırım ve Teknoloji Geliştirme Ofisi” (ITPO) UNIDO ile işbirliğimizin önemli boyutunuoluşturmaktadır.

 

UNIDO Türkiye Ofisi tarafından, ülkemiz ilgili kuruluşlarıyla ortaklaşa olarak sanayide enerji verimliliği, temiz üretim, iklim değişikliğinin önlenmesi, nanoteknoloji gibi alanlarda çeşitli projeler yürütülmektedir. Bunların finansmanı hükümetimizin yanı sıra Küresel Çevre Fonu ve Montreal Protokolü Çok Taraflı Fonu’ndan sağlanmaktadır.

 

BM Uzay İşleri Ofisi (UNOOSA)/Uzayın Barışçı Amaçlarla Kullanımı Komitesi (UBAKK):

 

Geçmiş yıllarda, UBAKK bağlamında ülkemiz için önem taşıyan konuların başında, Afet Yönetimi ve Olağanüstü Halde Müdahale Amaçlı Uzay Kaynaklı Bilgi İçin Birleşmiş Milletler Platformu (UN-SPIDER) gelmiştir. Bu çerçevede, iki uzmanımız 2012 ve 2013 yıllarında UN-SPIDER Bonn Ofisi’nde ve Viyana’da Uzay İşleri Ofisi’nde “non-reimbursable loan” (maliyeti tarafımızdan karşılanmak üzere)” temelinde görev yapmışlar. Ülkemiz ve Uzay İşleri Ofisi arasında başlayan anılan işbirliğinin devam etmesi için çalışmalar sürmektedir.

 

UBAKK ve Alt Komiteleri’nin oturumlarına Daimi Temsilciliğimiz ve ilgili kurumlarca katılım sağlanmaktadır. Ülkemizin uzay alanındaki faaliyetlerinin koordinasyonunu üstlenecek bir Ulusal Uzay Kurumu’nun kurulmasıyla, UBAKK çalışmalarına daha aktif katılım sağlanılabileceğine inanılmaktadır.

 

 

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UN Office on Drugs and Crime / UNODC):

 

UNODC ve selefi kuruluşlar 1975 senesinden bu yana Türkiye ile işbirliği içinde faaliyet yürütmektedir. 1990’lı yılların başından bu yana UNODC’nin Türkiye ile işbirliği, uyuşturucu ve örgütlü suçla mücadelede kapasite gelişimi alanında yoğunlaşmıştır. Son dönemde ise bu işbirliği, Türkiye’nin uyuşturucu ve suçla mücadele konularındaki tecrübelerinden yararlanılmasına yönelmiştir. Türkiye UNODC’nin faaliyetlerine, yıllara göre değişen miktarlarda gönüllü katkıda bulunmuştur. Öte yandan, ülkemiz UNODC bütçesine yaptığı 550 bin ABD Doları tutarındaki 2004 yılı katkısıyla birlikte Ana Donörler Grubuna girme yönünde girişim başlatmış ve Nisan 2004 itibariyle bu gruba dahil olmuştur. Katkılarımız izleyen yıllarda da devam etmiştir. 2016 yılı itibariyle UNODC’ye yaptığımız katkı, 600 bin ABD Doları Uyuşturucu Fonu’na, 200.000 ABD Doları Suç Fonu’na olmak üzere toplam 800 bin ABD Doları tutarındadır. Anılan katkı, çeşitli UNODC programlarına tahsis edilmekle birlikte, Balkanlar’da yürütülen Güney Doğu Avrupa Programı’na yapılan 400 bin ABD Doları katkı, en yüksek kalemi oluşturmaktadır. Türkiye UNODC'nin gayrıresmi "ana bağışçılar grubu"nun üyesi sıfatıyla, Ofis’in çalışmalarında ön planda yer alan ülkeler arasında bulunmaktadır.

 

UNODC'nin şimdiye kadar ağırlıklı olarak uyuşturucu odaklı yürütülen faaliyetlerinin, yeniden yapılanma sürecinde, "sınıraşan örgütlü suçlar" kavramı temelinde, insan ticareti, yasadışı göç, terörizm ve yolsuzluk alanlarını daha fazla içerecek şekilde yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Bu başlıklar ülkemizin de çok yakın ilgi alanına girmektedir. Türkiye, normatif çalışmalara konu olan terörizmle mücadele, suçun önlenmesi ve ceza adaleti konularındaki uluslararası norm ve standartları ileri düzeyde benimseyen ve ulusal mevzuatına derceden ülkeler arasında yer almakta, ulusal hedeflerimizle örtüştükleri ölçüde, bu alanlardaki düzenlemelere de taraf olma politikası izlemektedir.

 

Ülkemizin UNODC ile işbirliğinin somut örneklerinden birisini “Türkiye Uluslararası Uyuşturucu ve Organize Suçlarla Mücadele Akademisi (Turkish International Academy Against Drugs and Organized Crime / TADOC) teşkil etmektedir. UNODC’yle işbirliği içinde Haziran 2000’de açılan ve kuruluşundan bu yana birçok uluslararası eğitim programının gerçekleştirildiği TADOC’un bölgesel rolü zaman içerisinde geliştirilmiştir.

 

UNODC’nin yönergesi başlıca iki Komisyon tarafından belirlenmekte, çalışmaları da yönergesi çerçevesinde, iki ayrı program kapsamında yürütülmektedir. Bunlardan Uyuşturucu Maddeler Komisyonu (Commission on Narcotic Drugs / CND) UNODC’nin uyuşturucu bağlamındaki yönergesi ile, bu doğrultuda, Uyuşturucu Kontrol Programına yönelik çalışmalarını belirlerken, Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu (Commission on Crime Prevention and Criminal Justice / CCPCJ) da suçla mücadele bağlamındaki yönergesini ve Suç Programının içeriğini belirlemektedir.   

 

--Uyuşturucu Maddeler Komisyonu (Commission on Narcotic Drugs / CND)

 

Uyuşturucu Maddeler Komisyonu (UMK), 1946 yılında EKOSOK tarafından, BM sistemi içinde Uyuşturucu Kontrol Sözleşmelerinin uygulanmasını denetlemek amacıyla kurulmuştur. 

1999 yılında alınan 30 sayılı EKOSOK kararıyla, normatif ve operatif olmak üzere iki bölüm altında faaliyet gösterecek şekilde yetkileri bir kez daha güncellenen UMK, uyuşturucu sözleşmelerine dayanan normatif işlevlerinin yanısıra, UNODC’nin uyuşturucuyla mücadele alanında uyguladığı programlar başta olmak üzere diğer ilgili idari işlevlerin yönetim organı olarak faaliyet göstermektedir.

UMK’ya faaliyetleri için gerekli teknik destek ve uzmanlık, UNODC Sekretaryası (Secretariat to the Governing Bodies) tarafından sağlamaktadır. 

 

Yıllık oturumlar, olağan olarak 5 iş günü sürmekte ve her yıl Mart ayında düzenlenmektedir. Ayrıca, ihtiyaca bağlı olarak yıl içinde oturumlararası (intersessional) toplantılar, yıl sonunda ise yeniden toplanmış oturumlar (reconvened session) yapılmaktadır.  
 

Komisyon dört yıl süreyle görev yapan 53 üyeden oluşmaktadır. Ülkemizin halen Komisyon üyesidir.  

 

--Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu (Commission on Crime Prevention and Criminal Justice / CCPCJ)

 

BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’ne (EKOSOK) bağlı bir işlevsel komisyon olarak 1992 yılında Viyana’da kurulan BM Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu (SÖCAK / CCPCJ), UNODC’nin Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Programı’na yön vermektedir. Komisyonun temel görevi, ceza adaletinin temini yoluyla BM amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlamaktır.

 

Ülkemiz tarafından etkin bir şekilde katılım sağlanmakta olan SÖCAK, BM’nin “adalet” konusundaki başlıca ve en kapsamlı forumunu teşkil etmektedir. Komisyonda, suçun önlenmesi ve ceza adaleti konularında küresel düzeyde önemi bulunan konular irdelenmekte, keza bu çerçevede öne çıkan düşünsel ve yasal altyapı, kavramlar ya da öncelikler kayda geçirilmektedir. Bu unsurlar, daha sonra yapılan ulusal/uluslararası çalışmalarda kaynak teşkil etmesi bakımından önem taşımaktadır.

 

Ülkemiz, BM Sınır Aşan Örgütlü Suçla Mücadele Sözleşmesi (SASMUS/UNTOC) ile buna Ek, Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Protokollerini, 13 Aralık 2000 tarihinde imzalamış ve 26 Şubat 2003 tarihinde onaylamış; Ateşli Silahlar Protokolü’nü de 28 Haziran 2002 tarihinde imzalanmış ve 30 Mart 2004 tarihinde onaylanmıştır. Türkiye, Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi (YMS)’ni 10 Aralık 2003 tarihinde imzalamış ve 11 Ağustos 2006 tarihinde de onaylamıştır. Ülkemiz, terörle mücadele alanında kabul edilen BM sözleşmelerine de taraftır. Önem atfettiğimiz bir Komisyon olan SÖCAK'ın yıllık oturumlarına ilgili kurumlarımızdan düzenli katılım sağlanmaktadır.

  

    
Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu  (International Narcotics Control Board / INCB):
 

1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi uyarınca 1968 yılında kurulan INCB, BM uyuşturucu sözleşmelerinin uygulanması amacıyla bağımsız kontrol organı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

 

INCB faaliyetlerinin çerçevesini, 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi, 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi ve 1988 Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Yasadışı Ticaretiyle Mücadele Sözleşmesi belirlemektedir.

 

INCB, uluslararası uyuşturucu kontrol anlaşmalarına uyulmasını teminen ülkelerin teşvik edilmesi, tıbbi ve bilimsel amaçlı uyuşturucu için yeterli arzın bulunmasının sağlanması, yasal uyuşturucuların yasadışı kanallara kaymasının önlenmesi, uluslararası kontrol sisteminde olabilecek zayıflıkların tespit edilmesi gibi, uluslararası uyuşturucu rejimi açısından önemli işlevleri üstlenmiş bulunmaktadır.

 

INCB, sözleşmelerin açık ihlali durumlarında ilgili ülkeden açıklama talep etmekte ve bu durumun düzeltilmesi için tavsiyelerde bulunmaktadır.

 

Kurul, ülkelerindeki herhangi bir resmi kurumdan bağımsız olduklarını kanıtlamak suretiyle göreve başlayan 13 bağımsız üyeden oluşmaktadır.

 

Türkiye, geleneksel afyon üreticisi konumundan ötürü INCB ile yakın bir işbirliği sürdürmektedir.

 

Kurul’da 2001-2005 yıllarında emekli Büyükelçi Nüzhet Kandemir, 2005-2010 döneminde ise Prof. Dr. Sevil Atasoy görev yapmışlardır. Prof. Dr. Sevil Atasoy, 2016 yılında yapılan seçimlerde 2017-2022 yılları için kurul üyeliğine yeniden seçilmiştir.


BM Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL):

 

UNCITRAL devletlerin uluslararası ticarete ilişkin konularda farklı yasalar benimsemiş olmalarının, dünya ticaretinin gelişmesinde önemli bir engel oluşturduğunun farkına varılması neticesinde, uluslararası ticaret hukukunun tedrici bir şekilde uyumlaştırılması, modernleştirilmesi ve bir örnekliğinin sağlanması amacıyla, 1966 yılında kurulmuştur. Komisyon tarafından geliştirilen modern özel hukuk standartlarının, ekonomik, sosyal ve hukuk sistemleri farklı ülkelerde etkin bir şekilde uygulanmasının, iyi yönetim, sürdürülebilir kalkınma, uluslararası ticari faaliyetlerin geliştirilmesi ve yoksullukla mücadelede önemli bir faktör olduğu genel olarak kabul görmektedir.

 

Hâlihazırda Viyana ve New York'ta toplam altı Çalışma Grubu (Kamu alımları, tahkim ve uzlaştırma, uyuşmazlıkların internet ortamında çözümlenmesi, elektronik ticaret, iflas ve güvenceli işlemler başlıklı çalışma grupları) çerçevesinde sürdürülen çalışmalar, ilgili kurumlarımız ve akademisyenlerimizin katılımıyla takip edilmektedir. Türkiye 2010-2016 yılları arasında Komisyon üyeliğinin ardından 2016 yılında yeniden seçilmiştir. Bu görev 2022 yılına değin sürecektir.

  

Uluslarararası Yolsuzlukla Mücadele Akademisi (IACA):

 

20 Aralık 2010’da ülkemizce imzalanan Akademi Kurucu Anlaşması’nın onay işlemlerinin tamamlanmasını takiben, onay belgesi 28 Eylül 2012’de Avusturya makamlarına tevdi edilmiş ve Anlaşma ülkemiz bakımından 27 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. IACA’nın çeşitli faaliyetlerine ve yıllık olarak toplanan taraf devletler kurulu toplantılarına ülkemizce düzenli olarak iştirak edilmektedir.

 

Uluslarararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi(ICMPD):

 

Merkez ile ilişkilerimiz, 21 Mart 2000 tarihli İşbirliği Anlaşması temelinde yürütülmektedir. Anılan Merkez’in katkılarıyla, Budapeşte Sürecinin 20. yıl dönümü dolayısıyla ülkemizin başkanlığında “Göç Hakkında İpek Yolu Ortaklığı” Programı Bakanlar Konferansı 19 Nisan 2013’te İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Sözkonusu Bakanlar Konferansında, 20 yıllık dönem içinde Budapeşte Sürecinin kazanımları ve karşılaşılan güçlükler, göçmen ticareti ve insan ticareti gibi göçle ilgili güncel sorunlar, sınırdışı etme ve iade, koruma gibi hususlar ele alınmış, gelecekteki çalışmalara ilişkin yol haritası belirlenmiştir.

 

ICMPD’ye katılım anlaşmamız imzalanmış olmakla birlikte, halen TBMM’de onay süreci devam etmektedir.